23
Mart
2011
|
Sponsorlu Bağlantılar |
Gök Cisimleri ile ilgili masallar
Yıldız Yağmuru Masalı
Kış, beyaz ağaçlar yaratır topraktan; bazı insanlardan umutsuzluk yaratır, ama bir sevgi iliştirir bu umutsuzluğa, dünyanın en garip çiçeğini yaratır. Annesi babası ölmüştü kızın, başında bir kukuletası sırtında yırtık bir elbisesi ve tüyleri yağmur yemiş bir paltosu vardı. Böyle bir kızın cebinde olsa olsa bir dilim ekmeği olur ancak, avucunda sıkı sıkı tuttuğu birazcık bozuk parası olur. Ama kış güveni nedense kaybolmamıştır. Kuşlara bakarak ısınmaya çalışır.
Titrerken düşünüyordu kız.
-Bahar gelecek günün birinde Kar taneleri yerine tomurcuk yağacak gökten sincaplar ılıklığı yukarı taşıyacak. Kış baharın habercisidir, meleklere mektup yazar, gönderilmesini ister baharın bu arada yeryüzünü oyalar. Bunları düşünürken yaşlı bir adam çıktı karşısına.
-Param yok, karnım aç, dedi bana para ver biraz, sen küçük bir çocuksun nasılsa doyururlar seni. Hiç düşünmedi bile kız bütün parasını ihtiyara uzattı. Sanki beyaz bir aslan girmişti şehre, alev yerine kar soluyordu şemsiyesi olanların şemsiyesini, düşleri olanların düşlerini parçalıyordu. Ama umutsuzluğa kapılmadı kız, sokakta bir başına yürüdü. Bir kadın belirdi yanı başına. -Güzel çocuk, dedi yiyecek bir şey var mı cebinde? Ağzıma üç gündür lokma koymadım kime başvurduysam geri çevirdi beni… Bir dilim ekmeği vardı ya, onu yesin zavallı kadın, kendisi bir şey yemeyeli iki gün olmuştu daha.
-Al teyze, dedi, benim karnım tok, daha . demin yemek yedim. İnan bana, daha olsaydı daha verirdim.
Sonra küçük bir çocuğa giydirdi paltosunu, gömleğini kendi boyunda bir kıza armağan etti, hava kararmıştı nasıl olsa, kimseler göremezdi kendisini. Ama o bir kedi yavrusunu gördü; soğuktan sesi bile donmuştu kedinin, bıyıklarında buz tutmuştu miyavlaması. dergiciler görseydi, kış resmi olarak dağların . değil onun resmini koyarlardı dergi kapaklarına.
Başından çıkardığı kukuletaya sardı kediyi. Kış,adımlarını yönetir insanların; kürklü olanları tiyatroya götürür, paltolu olanları sinemaya götürür, ceketli olanları evlerine götürür, çıplak olanları korulara götürür. Derken, kendini bir koruda buldu kız, saçlarının arasına sokup ellerini gökyüzüne baktı. O anda tipi dindi, bulutlar açıldı ve ansızın beliren samanyolundan bir yıldız kaydı, sonra bir yıldız,bir yıldız daha, bütün samanyolu, büyük ayı, küçük ayı, hepsi ayaklarının dibine düştü kızın, sonra çoban yıldızı düştü.
Yeryüzü inanılmaz sevinçler yaratır. Eğilip baktı kız, toprağa değdikçe altın oluyordu yıldızlar. Artık gelmemek üzere gidiyordu kış yoksulların, kedilerin yanından; güzel yemekler, kalın kumaşlar alınırdı bu altınlarla. Göğü seven denizcilerin tanıdığı bütün yıldızlar birer birer düştü yere onları gören ay bile çekinmedi havada parçalandı ve dallarına altın birer yaprak olarak kondu ağaçların. Alışverişi seven sincaplar için işte bir sürü altın.
Kırmızı Uçurtma ve Gökyüzü Masalı
Kırmızı uçurtmanın,
Bütün hayali uçmak.
Haydi şimdi uçalım,
Gökyüzüne koşalım.
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde yeryüzünde küçücük kırmızı bir uçurtma varmış. Hayatta yapmak istediği tek şey, gökyüzüne çıkıp oralarda yeni birileriyle tanışmakmış. Ama sahibi olan küçük Ali onu unutmuş mu ne ? Uçurtma zamanı geldiği halde bir türlü yerinden çıkartmıyormuş. Kırmızı uçurtma günlerce beklemiş, artık gözyaşı dökmeye başlamış ve gökyüzüne çıkmaktan umudu kesmiş.
Bir gün sabah erkenden daha kırmızı uçurtma uykusundan bile uyanmamışken, bir el hissetmiş kuyruğunda. Heyecanlanmış, şaşırmış, sevinçten zıplayacakmış neredeyse. Ali onu dolabın üzerindeki tozlu raftan indirip, temizlemiş ve rüzgar dolu bir arsaya götürmüş.
Kırmızı uçurtma çok uzun zamandır gökyüzüne çıkmadığı için önce sendelemiş, kuyruğuyla başını bir hizada tutmayı bile başaramamış. Sonra bir rüzgar tutmuş onu kolundan yukarı doğru çekmiş. Uçurtma artık gökyüzünde salınıyormuş. Sonra bizim rüzgar uçurtmayı daha yükseğe çekmeye başlamış, daha daha daha yükseğe çıktıkça, başı dönmeye , midesi bulanmaya başlamış. Güneş olanları fark edince ,” heeeyyy dikkat et biraz uçurtma düşecek ” diye bağırmış. Rüzgar onu biraz daha aşağıya doğru indirmiş.
Kırmızı uçurtma o gün akşama kadar gökyüzünde salınmış durmuş. Akşama doğru kara kara bulutlar gelip onun etrafını sarmışlar. Kırmızı uçurtma çok korkmuş, sağa sola kaçmaya çalışmış ama bulutlardan bir tanesi ona birkaç damla yağmur atmış, kırmızı uçurtma “kurtarın beni” diye bağırmaya başlamış. Bilirsiniz uçurtmalar kağıttan yapılırlar ve kağıtla su bir araya geldiğinde kağıt yırtılır. Ali kırmızı uçurtmanın zor durumda olduğunu anlayınca onu aşağıya doğru çekmeye başlamış, o sırada bulutlardan biri onun peşine takılmış, kırmızı . uçurtma bir o yana, bir bu yana uçmuş durmuş. Onun zor durumda olduğunu anlayan güneş, kara bulutların arasından kollarını uzatıp, üzerindeki ıslaklığı kurutmuş bir anda. Islaklık kuruyunca, kırmızı uçurtma daha iyi uçmaya başlamış, Ali!nin de yardımıyla kendini yeryüzüne atmış.
Ali kırmızı uçurtmanın sağlam olup olmadığını kontrol etmiş,sonra onu kolunun . altına alıp, çiselemeye başlayan yağmurdan korunmak için koşarak eve gelmiş. Dolabın üstüne koyacakmış ki, son anda vazgeçmiş. Onu sokak kapısını hemen yanına yerleştirmiş ve rüzgarlı günlerde kırmızı uçurtmayı alıp, koşarak evden çıkmış. Ali kırmızı uçurtmasını çok seviyormuş.
Bir önceki yazımız olan 24 Temmuz Fenerbahçe Sakaryaspor Maçı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.
yorumlar:
yorum yapmak ister misin?
dilara
Mar 09, 2013sadece bumu vallaha kendim yazarım daha güzel olur